Pergamon Antik Kenti

​Helenistik Dönemin en görkemli yerleşim merkezlerinden biri olan Bergama’nın tarihi, MÖ yedinci yüzyıla kadar gitmektedir. Kent MÖ 281-133 tarihleri arasında yaklaşık 150 yıl süren Pergamon Krallığı'nın başkenti olmuştur. Antik Pergamon kenti, Kale Tepesi'nde yapılan teraslamalar üzerine kurulmuş; tapınakları, sokakları, sosyal ve ticari meydanları ile Helenistik Dönemin en muhteşem şehir merkezlerinden olmuştur. Zeus Sunağı, Dionysos Tapınağı, Athena Tapınağı, Demeter Tapınağı, 200.000 rulo kitaptan oluşan ünlü Pergamon Kütüphanesi, tiyatro, gymnasion, kral sarayları, Traian Tapınağı, su yolları, çeşmeler, sarnıçlar ve arsenaller Kale Tepesi’nde inşa edilmiş dünyaca ünlü anıtlardır.

 

Bergama ismi, antik Pergamon isminin biraz değişerek günümüze gelmiş hâli olup “korunaklı kale” anlamına gelir. “Kale Tepesi” olarak bilinen yerin en üst kısmına kurulan kent, daha sonra yamaçlardan ovaya doğru genişlemiştir. Tepenin en yüksek noktasında yer alan ve kentin yönetim merkezini oluşturan Akropol, bütün görkemiyle kente gelen konuklarını ağırlamaktadır. Bugün teleferikle de çıkılabilen ve çıkarken muhteşem bir Bergama manzarası sunan Akropol, 330 m yüksekliktedir. Bergama krallarının sarayları, tiyatro, kutsal alanlar, kütüphane, tapınaklar, agora, gymnasion, heroon ve diğer Roma Dönemi kalıntıları hep bu görkemli tepe üzerindedir.

 

1878 yılında başlayan Bergama kazıları sırasında çıkarılan en önemli eser olan Zeus Sunağı, bugün ana vatanından binlerce kilometre uzakta, Berlin’deki Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir. Helenistik Dönem anıt mimarisinin ve heykeltıraşçılığının en güzel örneği olan ve Zeus’a adanan yapıt, 2. Eumenes zamanında, Galatlara karşı kazanılan zaferin anısına yapılmıştır. Temelin üzerindeki 130 m uzunluğunda, 2,30 m yüksekliğindeki kabartmalı frizde, Gigantlarla Olymposlu tanrıların savaşıyla ilgili sahneler betimlenmiştir.

 

Ören yerindeki en görkemli yapılardan bir diğeri, baş döndüren yüksekliğiyle Traian Tapınağı’dır. Tapınağın üç tarafı galerilerle çevrilidir.

 

Dünyanın en dik (yaklaşık 70 derece) tiyatrosu da yine Akropol’de yer almaktadır. 10.000 kişilik tiyatronun 80 sıralı seyir bölümünün en üst sırası ile orkestra arasında 36 m’lik bir kot farkı vardır.

 

Tiyatronun terasının üstündeki Athena Kutsal Alanı, bugün yalnızca temelleri kalan, Bergama’nın en eski tapınağıdır. Tapınak, kentin koruyucu tanrıçası Athena’ya adanmıştır.

 

Helenistik Dönem’de yaptırılan ve sahip olduğu 200.000 yazma eserle döneminin en büyük 2. kütüphanesi olan Pergamon Kütüphanesi, kent Roma egemenliğine geçtiğinde Antonius tarafından Mısır Kraliçesi Kleopatra’ya armağan edilmiştir. Bergamalılar, kendi icatları olan parşömen kağıdından yapılmış kitaplarla, bu kütüphanede büyük bir kültür hazinesi yaratarak değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlamışlardır.

 

Akropol’de yer alan tapınaklara göre oldukça sade yapılar olan saraylar, depolar, son derece detaylı şekilde planlanmış su yolları ve yukarı agora da (pazaryeri) oldukça etkileyicidir.

 

Kale Tepesi’nin yamacında yer alan Demeter Kutsal Alanı, Hera Kutsal Alanı ve tiyatro terasının kuzey ucunda yer alan, İon tarzında tamamen mermerden inşa edilmiş Dionysos Tapınağı, baş döndüren yapılardır.

 

“Tarih Üç Boyutlu Canlanıyor” projesiyle, antik yapıların yanlarındaki panolara karekod sistemi yerleştirilmiştir. Böylece antik kenti gezmeye gelen ziyaretçiler, akıllı cihazlarına indirdikleri ücretsiz bir uygulamayla Kızıl Avlu’nun, Zeus Sunağı’nın, Athena Tapınağı’nın ve Zeus-Asklepios Tapınağı’nın iki bin yıl önceki görüntülerini 360 derece sanal olarak izleme olanağına sahiptir.