Artemis Tapınağı

Tapınak, İlçe merkezinden 400 m. uzaklıkta, Selçuk-Kuşadası yolu üzerindedir. Dünyanın yedi harikasından biri olan tapınak, M.Ö.334-250 yılları arasında ününü dünyaya duyurmuştur.

 

İon kolonistleri Efes’e gelmeden önce Artemis Tapınağı’nın yerinde muhtemelen Ana Tanrıça’ya ait bir kutsal alan bulunuyordu. Anadolu’nun yerli Ana Tanrıçası ile Tabiat Tanrıçası Artemis’i birleştiren İyonlar’ın yeni kişiliği ile bu Tanrıçaya ibadet ettikleri bilindiğine göre ibadetin gereği en azından bir sunak yapmış olmaları gerekir. Gerek J. Wood’un yaptığı ilk kazıların sonuçları gerekse son yıllardaki araştırmalar Artemis Tapınağı’nda dört ayrı inşa dönemini ortaya koymuştur. İlk dönemi yansıtacak birkaç vazo parçası haricinde buluntu yoktur. Bu dönemde belki de sadece Tanrıçaya sunuların yapıldığı altar mevcuttu. Kimmer istilası ile tahrip olan bu altar, bu defa belki merdivenle çıkılan yeni bir düzenlemeye tanık olmuştur. MÖ 600’lerde altarla birlikte kare şeklinde kaidenin bulunduğu kutsal yerden altın, fildişi ve elektrondan yapılma birçok kıymetli eşya, sikkeler ve heykelcikler çıkarılmıştır. Kaide üzerinde muhtemelen Tanrıçanın tasviri vardır. M.Ö 6. asrın başında sunak ile kaide birleştirilmiş ve bir müddet sonra bu kısım biraz daha genişletilmiştir. Bu genişleme çalışması, Efes tiranı Pythagoras zamanında ve muhtemelen dili tutulan kızının tekrar konuşmasını temin için Delphi’deki kehanet sonrasında gerçekleştirilmiştir. MÖ 4. asrın ortasında Efes, Lidya kralı Krezüs tarafından alınınca Samos’taki Hera Mabedi’yle boy ölçüşecek bir mabedin inşasına başlandı. 60 X 125m boyutlarında, yalnız sütun yüksekliği 18 m olan ve çift sıra sütunla çevrili bu mabedin yapımında Kersiphron ve Metagenes isimli iki Giritli mimar çalıştı. Yapımı 120 yıl süren ve bittiğinde gerçekten bir sanat abidesi olan Artemis Mabedi bu yüzden dünyanın yedi harikasından biri sayılagelmiştir. Yapılan araştırmalar, 127 sütunla çevrili mabedin ön cephesindeki 36 sütunun kabartmalarla bezeli olduğunu ortaya koymuştur. M.Ö 356 yılında adının tarihe geçmesini iteyen Herostratos adlı Efesli bir akıl hastasının ateşe vermesi ile tamamen yanan tapınağın yapımına yeniden başlandı. yangin gecesi (M.Ö 21 Temmuz 356) doğan Büyük İskender öldüğünde yeni mabedin yapımı hala sürmekteydi. Onun da yardım ettiği yeni tapınak, M.Ö 4. asrın sonunda büyük ölçüde tamamlanmıştır. Eskisine göre yaklaşık 3m daha yüksek bir podyuma oturan mabette Skopas ve Apelles gibi devrin ünlü sanatkarları çalışmışlardır. Bu mabet de ilkiyle aynı kaderi paylaşmış ve M.S 263’te Gotlar tarafından yakılmıştır. Yanan mabetten geriye kalanlar da ilk Hristiyanlar tarafından tamamen tahrip edilmiştir.

 

Artemis, Efes’in baş tanrıçasıdır ve kentin üne kavuşmasında büyük rol oynamıştır. Doğu dinlerindeki ritüellerden izler taşıması, Anadolu halkına hitap etmesi, bünyesinde birden fazla tanrı niteliği taşıması, Anadolu halkına hitap etmesi, bünyesinde birden fazla tanrı niteliği taşıması O’na antik-pagan dünyada duyulan saygıyı izah etmektedir. O, Hititler’in Kubabası’nın ve Frigler’in Kybeledi’nin bir devamı olarak görülür.

 

Tapınağın en büyük özelliği; Helen dünyasının antik çağda mermerden yapılmış en büyük anıtsal ölçüdeki ilk mimarlık eseri olmasıdır.

 

Görkemli tapınağın her ne kadar bugün yerinde bazı temel kalıntılardan başka bir şey kalmamışsa da, kazı sırasında ele geçen parçalardan yararlanılarak eserin rekonstrüksiyonunu çizme olanağı doğmuştur. Helenler gelmeden önce Artemis Tapınağı’nın yeri, yörenin halkı tarafından tapınılan Kibele’ye ait bir kutsal alandı.

 

İyon tarzı büyük sütunlarla çevriliyken bugün sunak yerinden başka bir şey kalmamıştır. Kalıntıların bir kısmı Londra’daki British Museum’a bir kısmı da Viyana’daki Efes Müzesi’nde sergilenmektedir. 105 m.x 55 m. alanda, yüksekliği 17.65 m. olan tapınak, 127 sütunluydu. Sunak yerine 13 basamakla çıkılmaktaydı. Tapınaktaki heykeller, yarışmalarda seçilerek konulmuştu. Artemis Tapınağının özelliklerinden birisi bir banka gibi görev yapmasıydı. Tapınağa armağan edilen değerli eşyaları kabul etme, Tapınak bütçesinden kredi açmak gibi görevleri başrahip üslenmişti. Artemis Tapınağının bir takım ayrıcalıkları vardı. Bunlardan en önemlisi; Tapınağa sığınıldığında burada kaldığı sürece dokunulmazlık hakkının tanınmasıydı.