Tarih Dolu Bir Gün

Tarihi Asansör’den İzmir’i seyret

Kent merkezinde mutlaka görülmesi gereken yakın döneme ait eserlerden biri de Tarihi Asansör binası. Bulunduğu semte de adını veren Tarihi Asansör, konumu itibariyle İzmir manzarasının en güzel izlenebildiği bir yapıdır. 1907 yılında bir iş adamı tarafından yaptırılan ve ilk yapıldığında su gücüyle çalışan asansör, bugün elektrikle çalışmaktadır. Asansör’ün bulunduğu sokakta bir dönem İzmir’in dünyaca ünlü ses sanatçısı Dario Moreno da yaşamıştır. Sokağın başında ünlü sanatçının bir heykeli de bulunmaktadır.Asansör’de aynı zamanda keyifle zaman geçirilecek bir kafeterya ile şık bir restoran bulunmaktadır.

 

Saat Kulesi önünde fotoğraf çekmeyi unutma!

İzmir’in en çok bilinen simge yapılarından olan Tarihi Saat Kulesi Konak Meydanı’ndadır. Saat Kulesi, 1901 yılında, Sultan II.Abdülhamit’in tahta çıkışının 25. yılına armağan olarak inşa edilmiştir. Kulesinin üzerinde, dış yüzeylerde bulunan dört adet saat Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından armağan edilmiştir. Çevresinde her daim güvercinlerin uçuştuğu, zarif mermer çeşmeleriyle kentin simge yapılarından Tarihi Saat Kulesi’nin mimarı M.Raymond Pere’dir.İzmir’e gelenlerin mutlaka yaptığı işlerden biri Saat Kulesi önünde fotoğraf çekilmek ve buradaki kuşlara yem atmak diyebiliriz.

 

Gazeteci Hasan Tahsin’e bir selam ver

Konak’taki İlk Kurşun Anıtı Gazeteci Hasan Tahsin adıyla bilinen gazeteci Osman Nevres’in adına yaptırılmıştır. Osman Nevres 1888 yılında Selanik’te doğmuş, Paris’te Siyasal Bilgiler Okulu’nu bitirmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında İzmir’e yerleşmiş ve bir gazete çıkarmaya başlamıştır. Hasan Tahsin Anıtı, 15 Mayıs 1919 günü İzmir’e ayak basan işgal askerlerine ilk kurşunu atıp şehit düşen gazeteci Osman Nevres anısına yapılmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önündeki bu anıt İzmir Gazeteciler Cemiyeti tarafından heykeltraş Turgut Pura’ya yaptırılmış ve 1974 yılında açılmıştır.

 

Zarif Yalı Camisi’ni ziyaret et

Konak Meydanı’nda nadide bir eser olarak duran Yalı Camisi, halk arasında “Konak Camisi” olarak da anılır. Saat Kulesi gibi meydanın simgelerinden olan cami 18. Yüzyıl’da aynı yerdeki bir medresenin içinde yapılmıştır. Konak Meydanı düzenlemeleri sırasında zemin kodu yükseltildiği için cami daha düşük seviyede kalmıştır. Bu nedenle yapıya üç basamak inilerek girilir. Camiyi dıştan kuşatan bir küçük avlu vardır. Çevresinde Hükümet Konağı, İzmir Büyükşehir Belediyesi binası ve kamu kurumları bulunmaktadır.

 

Kentin tarihine tanıklık eden bina: Hükümet Konağı

Günümüzdeki Hükümet Konağı,uzun yıllar İzmir Valiliği hizmet binası olarak kullanılan ahşap Katipzade Konağı’nın yerine yapılmıştır. Bölgenin Konak adıyla anılması da bu eski konaktan kaynaklanmaktadır. Zamanla harap hale gelen ve yetersiz kalan bu bina, İzmir’in giderek artan önemi ve devlet dairelerinin bir çatı altında toplanması düşüncesiyle yıktırılır. Aynı yerde 1872 yılında yeni hükümet binası hizmete girer. Kentin çok önemli tarihi gelişmelerine 1919’da İzmir’in işgaline, 1922 yılında kurtuluşa tanıklık eden bina 1970 yılında çıkan yangında tamamen yıkılır. Yıkılan hükümet konağının yerine ise bugün Konak Meydanı’nda gördüğümüz yeni bina, aslına sadık kalınarak yeniden yapılır. Ancak bu sefer çevresindeki binaların yerine günümüzdeki çok katlı hizmet binaları yapılır.

 

İzmir ilinin yönetim merkezi olan Hükümet Konağı’nın bulunduğu yerde bugün başta Konak Kaymakamlığı, İzmir Emniyet Müdürlüğü ve İzmir Defterdarlığı olmak üzere çok sayıda kuruluş hizmet vermektedir.

 

Araştırmacıların mabedi: Milli Kütüphane Binası

Ülkemizin en önemli kütüphanelerinden biri olan Milli Kütüphane, 1912 yılında kurulmuştur. İlk olarak Beyler Sokağı’ndaki Salepçioğlu Konağı’nın selamlığında hizmet vermiştir. Bugünkü bina 1933 yılında hizmete girer. Kütüphane binasının yanında bulunan ve bugün Devlet Opera Balesi olarak kullanılan bina ise, kütüphaneye gelir getirmesi için inşa edilen sinemadır. Sinema kütüphaneden önce 1926 yılında hizmete girer. Sinema ilk yapıldığında Elhamra Sineması adıyla anılır. Binanın projeleri mimar Tahsin Sermet Bey tarafından çizilir. Milli Kütüphane de sinema da İzmir’in tarihi eser açısından değerlendirilebilecek en orijinal yapıları arasındadır. Neo-klasik Türk Mimarisi denen tarza uygun olarak yapılmıştır. Cumhuriyet’in 10. yılı kutlama etkinlikleri sırasında açılan Milli Kütüphane, İzmir Milli Kütüphane Vakfı tarafından yönetilmektedir. Kütüphane’de el yazması eserler de bulunmaktadır. 100 yılı aşkın süredir hizmet veren bu kütüphaneden en az lisans düzeyinde eğitim gören öğrenciler ile araştırmacılar yararlanabilmektedir. Bina caddeye de adını vermektedir.

 

Devlet Opera ve Balesi’nde aryaları dinle

Milli Kütüphane Caddesi’nde yol alırken, eğer şansınız varsa Devlet Opera ve Bale binasında provada olan sanatçıların aryalarını dinleyebilirsiniz. Milli Kütüphane’nin hemen yanındaki bina olan ve bugün Devlet Opera ve Balesi binası olarak kullanılan bina, halk arasında uzun yıllar Elhamra Sineması olarak anılmıştır. Sinemayı ilk işleten İpekçi kardeşlerin verdiği adla “Elhamra Sineması” olarak da tanınır. Projesi Galip ve Tahsin Sermet Beyler tarafından yapılan sinemanın cephesi ve koridorları Kütahya çinileriyle süslüdür. 1926’da hizmete giren sinemanın duvarlarında Orta Oyunu başta olmak üzere dünyaca ünlü seyirlik oyunları gösteren dört büyük fresk, ressam Naci Kalmukov (Kalmukoğlu) tarafından yapılmıştır. Sinema 1982 yılından itibaren Devlet Opera ve Balesi olarak hizmet vermekte, opera ve bale temsilleri sergilenmektedir. Bina Milli Kütüphane’ye aittir. Yapı zengin işçiliğiyle Milli Kütüphane gibi 1. Ulusal Mimarlık Dönemi’nin çizgilerini taşımaktadır.

 

Tarihi Kemeraltı Çarşısı’nın sokaklarında kaybol

Konak Meydanı’nda Hükümet Konağı’nın yanından başlayan, Mezarlıkbaşı ve Anafartalar Caddesi’ni içeren sınırlarıyla 500 yıllık Tarihi Kemeraltı Çarşısı, ülkemizin en büyük açık hava çarşısı olarak biliniyor. Cumhuriyet Dönemi’nde de İzmir’in en önemli ticaret merkezi olan çarşıdaki tarihi hanların bir kısmı bu hareketliliğin de bir kanıtı olarak hala ayakta duruyor. Hanları, mermer çeşmeleri, tarihi camileri, havraları, kenti yansıtan el sanatlarını sunan dükkanları, İzmir’e özgü yerel tatlar içeren esnaf lokantaları ve iğneden ipliğe her türlü ihtiyacı karşılayan iş yerleriyle Kemeraltı, kentin kalbi konumundadır.

 

Hergün binlerce İzmirliyi ağırlayan çarşı 270 hektarlık bölgede, 15 bine yakın işyerine ev sahipliği yapmaktadır. Kemeraltı, İzmir’e gelenlerin “uğramadan dönme” listesinde bir numarada yer alan, kentin renkliliğini yansıtan bir çarşıdır. Kemeraltı’na gittiğinizde Kızlarağası Hanı’nda kahve içmeden, Hisarönü’nde sütlü tatlı, şambali yemeden, çifte kavrulmuş lokum ve dibek kahvesi almadan, Kemeraltı turşucusunda turşu suyu içmeden, esnaf lokantalarında İzmir’e özgü “arapsaçı, şevketi bostan ya da İzmir köfte” yemeden, kuyumcular çarşısında baş döndüren tasarımlarla süslü vitrinlere bakmadan, baharatçılara uğramadan dönmeyin.

 

Kızlarağası Hanı’nda antikacıları keşfet

Kemeraltı’nda Halim Ağa çarşısı olarak bilinen bölgedeki han, İzmir’in en çok ziyaret edilen en hareketli ve görkemli hanlarından biridir. Kentin bütün renkliliğini yansıtan iki katlı ve avlulu han Hacı Beşir Ağa tarafından 1744 yılında yaptırılmıştır. Han, Çuha Bedesteni, Cevahir Bedesteni adlarını taşıyan iki kapalı çarşı ile hanın hemen dışında 902. Sokak üzerinde bulunan “Bakır Bedesteni” isimli çarşıya sahiptir. Hisar Camisinin hemen yanındaki han, Osmanlı döneminde son derece yoğun kullanılan bir handı. Kervanlarıyla şehire gelen tüccarların yüklerini bırakabildiği, altta kervanların üst katta tüccarların konakladığı bilinen hanın alt katında seramik, ahşap, cam hediyelik eşya, yöresel el sanatları ve tekstil ürünleri, nazar boncuğu, gümüş takılar ve değerli taşlar satan dükkanlar bulunmaktadır.Hanın avlusunda geç saatlere kadar oturup dinlenilebilecek ve günün her saati hareketli olan kafeler bulunmaktadır. Hanın üst katında antikacılar, gümüşçüler, gümüş takı tamircileri, müzik aletleri satıcıları, kafeler, el sanatı ürünleri satan küçük dükkanlar bulunmaktadır. Hisar Camisi’nin hemen yanından girişi bulunan, Tarihi Kemeraltı Çarşısı’ndaki handa keyifle alışverişinizi yapabilir, yemeğinizi yiyebilir, çayınızı ya da fincanda pişmiş kahvenizi içebilirsiniz.

 

Abacıoğlu Han’da yöresel lezzetlerle buluşma

Abacıoğulu Hanı, 18. Yüzyıl başlarında Hacı Mustafa Ağa tarafından yaptırılmıştır. İş yerlerinin de bulunduğu handa kafelerin yanı sıra özgün İzmir ve Boşnak yemeklerinin yenebildiği bir esnaf lokantası, derici, hediyelik eşya dükkanı da bulunmaktadır.

 

Han, “Kentsel İyileştirme Projesi Uygulaması” sonucu 2007 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülü’ne layık görülmüştür. Aynı yıl dünya çapında önemli mimari yarışmalardan biri olan “Philippe Rotthier Avrupa Mimarlık Yarışması’nda da en iyi 30 mimari eser arasına girmiştir.

 

Eski İzmir’i, Basmane Sokakları’nda keşfet

İzmir’in tarihi dokusunu hala koruyan en eski semtlerinden biri Basmane. Semt, adını 18.yüzyılın ilk yarısında burada kurulan bir basma fabrikasından alıyor. Fabrika alanında bugün tarihi bir bina olan Basmane Gar binası bulunmaktadır. Semtte bir müzeye dönüşen Polis Anıevi’ni, İzmir’in eski cumbalı evlerini, tarihi camileri, mescitleri, Altınpark kazı alanını, Agora Açıkhava Müzesi’ni, Dönertaş Sebili’ni, Ayavukla Kilisesi’ni görebilirsiniz.

 

Bu tarihi semtte Anafartalar Caddesi olarak tanımlanan cadde üzerinde irmik helvası yapan dükkanlardan, sıcacık ekmek, pide ve gevrek sunan fırınlardan alışveriş yapabilir, tarihi Altınordu Kahvesi’nde soluklanıp keyif kahvenizi içebilirsiniz. 

 

Agora Açıkhava Müzesi’nde grafitileri gör

Kentin merkezinde yer alan Agora Açıkhava Müzesi, çok kültürlü ve çok katmanlı bir kent olan İzmir’de tarihi dokunun bir parçası olarak karşınıza çıkar. Dünyada kent merkezinde bulunan büyük agoralardan biri olan Agora, üç katlı yapısıyla da dünyadaki tek örnektir. İzmir’in eski semtlerinden Namazgah’daki Agora, Roma döneminde mermer döşeli büyükçe bir avlu çevresinde sütun ve kemerler üzerine çok katlı olarak inşa edilmiş bir yapıdır. Kelime anlamı “Pazar yeri” olan Agora, politik toplantılar ve halk mahkemelerinin de yapıldığı devlete ait bir alandır. Agora’da ortaya çıkan en önemli eserlerden olan Poseidon, Demeter heykel grubu Tarih ve Sanat Müzesi’nde görülebilir. Agora’nın Batı Kapısı kemeri üzerinde bulunan İmparator Marcus Aurelius’un İzmir’i çok seven karısı Faustina’nın zarif kabartma portresi dikkat çekicidir.

 

Agora’nın Arkeoloji ve Tarih Parkı olarak düzenlenme çalışmaları sürmektedir. Agora’da heyecan uyandıran en önemli buluntulardan biri de Roma Dönemi dükkanlarının bulunduğu bölümdeki grafitilerdir. Dünyanın en zengin Yunanca grafiti koleksiyonu olarak tanımlanan duvar yazılarında Helenistik ve Roma dönemlerindeki günlük yaşantılara ait kesitler yer almaktadır. Koruma altındaki grafitilerin M.S. 2. Yüzyıl ile 4. Yüzyıl arasında yapıldıkları öngörülmektedir. Duvarlarda iki bin yıldır kaybolmadan duran yaklaşık 1500 grafiti bulunduğu ve çizimlerin boya ya da kazıma yöntemiyle yapıldığı biliniyor. Bu grafitilerde İzmir kentine ilişkin görüşler, sevgiliye yazılmış sözler, gemi çizimleri bulunuyor.

 

Agora ören yeri uzun yıllar Namazgah semtinde mezarlık olarak kullanılmış bir alan olduğu için çok sayıda; usta ellerde zarif bir şekilde işlenmiş mezar taşlarına da ev sahipliği yapıyor. Agora kazıları sonucu başka bir alana taşınan mezarlıktaki Osmanlı dönemine ait mezar taşları ise alanda görülebiliyor.

 

Agora’da Bazilika girişinde bulunan kaynak suyunun ilk çağdan bu yana aktığı düşünülmektedir. Ancak bu suyun içilmemesi önerilir.

 

Agora’dan çıkartılan eserler bugün İzmir Arkeoloji Müzesi ile Tarih ve Sanat Müzesi’nde sergileniyor.

 

Dönertaş Sebili’ni döndür

İzmir’in önemli sebilleri arasında olan Dönertaş Sebili, dönen mermer sütunuyla ünlüdür. Çeşmenin üzerindeki dört bölümde çok zarif işlemeler bulunmaktadır. Bu bölümlerde kale surları içine yerleştirilmiş bir şehir manzarası, cami, caminin etrafında İzmir şehrini betimleyen iki katlı evlerin yer aldığı bir bölüm bulunmaktadır. Sebilin köşesinde bulunan ve süslü bir başlığı olan yuvarlak mermer sütun döndüğü için bu adı almıştır. Hatuniye Camisi’ne namaza gelen cemaatin bu taşı mutlaka çevirdiği ve sağ elle yapılan çevirmede taşın dönmesinin uğur sayıldığı bilinmektedir. Taş bugün de dönmektedir.

 

Basmane Garı’nda nostaljik yolculuklara çık

 

www.tcddseferleri.com
+90 232 484 8638

 

Tarihi Basmane semtindeki gar binası İzmir - Kasaba (Turgutlu) demiryolu hattının başlangıç noktası olarak yapılmıştır. Demiryolu meraklıları için Alsancak Garı gibi mutlaka görülmesi gereken özgün bir yapıdır. Çatısı oldukça dik olan yapı aynı zamanda büyük sundurmasını oluşturan 19.yüzyıl demir işçiliğiyle dikkat çeker. Gara gelen ihracat maddelerinin limana ve gümrüğe aktarılmasını sağlamak amacıyla açılması planlanmış olan Fevzi Paşa Bulvarı, yapıya anıtsal bir görüntü ve derinlik kazandırır. Yapı özellikle gece yapılan ışıklandırmasıyla oldukça görkemli görünmektedir.

 

Basmane Garı’nda bugün metro istasyonlarından biri bulunmakta, gar yine kentin önemli bir durağı olma kimliğini korumaktadır. Tarihi Basmane Garı’ndan bir kaç saat sürecek bir yolculukla kültürel miras yönünden son derece zengin, doğal güzellikleri,yerel tadlarıyla keyifli zaman geçirebileceğiniz Tire, Ödemiş, Nazilli, Söke gibi çevre ilçelere seyahatler yapabilirsiniz.

 

Kadifekale’den kenti seyret

İzmir’i yüzyıllar boyunca gezen gezginlerin mutlaka söz ettiği Kadifekale, İzmir’i seyredebileceğiniz en güzel noktalardan biri. 185 metre yükseklikteki tepe üzerinde inşa edilmiştir.Büyük İskender’in komutanı Lysimachos tarafından yaptırılan kale, İzmir’i yabancı kavimlerin saldırılarından da korumak amacıyla yapılmıştır. Roma, Bizans,Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde onarım görmüştür.Günümüzde görülen kale duvarlarının önemli bir bölümü Orta Çağ’a aittir. İ.Ö.III.Yüzyıl yapımı olan kale surları içinde Bizanslılardan kalma sarnıç ve depolar bulunmaktadır. Bu görkemli alanda, körfeze bakan kuzey yamacında bir amfitiyatro ile batıya bakan tepenin yamacında bir stadyum bulunmaktaydı. Zaman içinde bu yapılardan sökülen taşlar, başka yapılarda kullanılmak üzere sökülmüşse de son dönemde İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla tiyatronun ortaya çıkarılması için çalışmalar sürmektedir.

 

Kadifekale’ye geldiğinizde su sarnıçlarını gezebilir, daracık merdivenlerden kalenin burcuna çıkabilir, bölgedeki kafelerde bir çay içerken İzmir Körfezi’ni, kazı çalışmaları süren 16 bin kişiyi ağırladığı tahmin edilen Roma Antik Tiyatrosu’nu ve Mezarlıkbaşı semtindeki Agora Ören Yeri’ni izleyebilirsiniz. Kaleyi gezerken bölgedeki kadınların ürettiği el işi ürünlerden alabilirsiniz.

 

İzmir’in ilk kurulduğu yer: Yeşilova Höyüğü

Tarihi 8 bin 500 yıl öncesine kadar giden İzmir’de, medeniyetin başladığı ilk yer olan Bornova’daki Yeşilova Höyüğü’nü ziyaret edebilirsiniz. İzmir’de düzenli yerleşimin başladığı ilk yer olan Bornova’daki Yeşilova Höyüğü haftanın beş günü ücretsiz olarak gezilebiliyor. Höyükte, kazı ekibindeki uzmanlar rehberliğinde 30 dakika süren bir gezi yapabilirsiniz. (Bu gezi için ziyaretçi merkezinin +90 232 999 29 29/5402 nolu telefonundan randevu almak gerektiğini anımsatalım.) İzmir’in içindeki en eski yerleşim alanına yapacağınız ziyarette Neolitik Dönem’den Roma dönemine kadar izler taşıyan Yeşilova Höyüğü kazı alanını, Ziyaretçi Merkezi’ni, dönemin yaşam biçimini görebileceğiniz Neolitik Köy’ü ve Yassıtepe Höyüğü’nü görebilirsiniz.

 

Smyrna - Tepekule Ören yerini keşfet

İzmir’in Yeşilova Höyüğü’nden sonra kurulduğu yer olan Smyrna-Tepekule Höyüğü Bayraklı ilçesi sınırları içindedir. Bayraklı’daki höyükte planı ve tarihi kesin olarak bilinen Batı Anadolu’nun en eski evi Oval Ev’i görebilirsiniz.

 

Tarihi Havagazı Fabrikası’nda çim konserlerine katıl

1862 yılında Glasgow’da bulunan Laidloux and Sons adlı şirkete yaptırılan Havagazı Fabrikası 1867 yılında üretime geçmiştir. Kentin endüstriyel mirası bakımından önemli bir değer olan yapı 2007 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edilir. Bugün binada bulunan restoran ve kafeterya, sakin ve huzurlu bir ortamda gelen konukları ağırlamaktadır. Tesiste yaz akşamları düzenlenen açıkhava sineması gösterimi ve çim konserleri büyük ilgi görmektedir.

 

Pasaport İskelesi’nde günbatımını izle

Kordon’un başlangıç noktası olarak tanımlanabilecek Pasaport, İzmir’de gün batımını keyifle izleyeceğiniz noktalardan biri.

 

Denize doğru uzanan dolgu alan üzerinde konumlanan ve inşaatı 1889 yılında tamamlanan yapı, “Rıhtım İşletme ve Pasaport Kontrol” binaları, idare faaliyetleri ile daha önce gemilerin açıkta demirlemeleri yüzünden düzensiz biçimde gerçekleştirilen pasaport kontrollerini gerçekleştirmek için yapılmıştır. Bu bölge kent belleğine de “Pasaport adıyla yerleşmiştir.

 

Pasaport İskelesi, 20. Yüzyıl başında mendirek içinde bulunan altı iskeleden biridir. 1926 yılında işa edilen ve Birinci Ulusal Mimarlık akımı doğrultusunda bir yönelim gösteren yolcu salonu ise Pasaport İskelesi’nin günümüzdeki ana yapısını oluşturmaktadır. Halen körfez içindeki ulaşım hattında kullanılan iskele, diğer iskeleler içinde en eskisidir. İskele ve yolcu salonu İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 2003 yılında yenilenmiştir.

 

Liman iskelesinin bir bölümünü oluşturan karantina yapısı ise iskelenin ucunda konumlanmaktadır.Beşik çatılı, dikdörtgen planlı yapının en belirgin mimari öğesi, çatı saçaklarını kesintiye uğratarak yükselen soğan kubbeli kulesidir.

 

İl Kültür Turizm Müdürlüğü Binası’nda bilgilen

Konak’ta Kordon üzerinde bulunan tarihi bina, İzmir’deki 19. Yüzyıl sonu ile 20. Yüzyıl başı kagir mimarisinin tipik bir örneğidir. Bina, 1891 - 1919 yılları arasında Borsa binası, Cumhuriyet döneminde ise paket postanesi olarak da kullanılmıştır. 1996 yılındaki restorasyonun ardından binada İzmir Turizm İl Müdürlüğü hizmet vermeye başlamıştır.Yapının özellikle dövme demir parmaklıkları, korkulukları ile kapı saçağı Art Nouveau stilindedir.

 

Kente gelenler müdürlüğe uğrayıp İzmir’e ilişkin bilgi ve doküman sağlayabilirler.

 

Gazi Heykeli’nden Kordon’a yürü

Cumhuriyet Meydanı’nda yer alan heykel, İzmir’in simge anıtlarındandır. İzmirlilerin büyük kurtarıcı Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkürü olarak dikilmiştir. Heykelin mimarı ünlü İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’dır. Heykel, Atatürk’ün Büyük Taarruz’un başlangıcında söylediği, “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” sözünü vurgulayıp Akdeniz’i işaret etmektedir. 1932 yılında Başbakan İnönü’nün katılımıyla açılan eser, koyu kırmızı renkli Afyon mermerinden bir kaide üzerindedir. Mimar Asım Kömürcü tarafından projelendirilmiş olan kaidenin üç yanında “Kurtuluş Savaşı ve Zafer” temalı bronz kabartmalar yer alır.

 

Konak Pier’in tarihi mekanında alışveriş keyfini yaşa

1888 yılında inşa edilen, Cumhuriyet döneminde balık hali ve otopark olarak kullanılan Gümrük bölgesindeki yapı, bugün kentin en şık alışveriş merkezlerinden biridir. 2002 yılında alışveriş merkezine dönen Konak Pier’de, kitapçı, ev dekorasyon mağazaları, kuyumcu ve saatçi, ayakkabı ve giyse mağazaları, yeme içme mekanları, küçük bir sanat galerisi ve sinema salonları da bulunmaktadır.