Yazın kavurucu sıcağı yerini sonbaharın serin havasına bıraktığında, sadece İzmir’in değil tüm dünyanın en değerli tarihi miraslarından biri olan Efes Antik Kenti’nin tadını doyasıya çıkarma vakti de gelmiş demektir.

Tarih boyunca hep yıldızı parlayan kentlerden biri olan ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Efes Antik Kenti’ne her sene, hem yurtiçinden hem yurtdışından 2 milyona yakın ziyaretçi akın ediyor. Tarih boyunca birkaç kez yer değiştirdiğinden yaklaşık 8 kilometrelik geniş bir alana yayılan bu görkemli antik kentin tadını çıkarmak için en ideal mevsimse havanın serinlemeye başladığı sonbahar.

Dilerseniz, sonbaharda Efes’in tadını çıkarabilmeniz için bu görkemli kente dair bilmeniz gereken en önemli bilgileri paylaşalım.

Arvalya ve Çukuriçi höyüklerinde yapılan çalışmalar, Efes Antik Kenti’nin tarihinin MÖ 6000’li yıllara, yani neolitik dönem olarak adlandırılan cilalı taş devrine dayandığını gösteriyor.

Yazar Strabon ve Pausanias, tarihçi Herodot ve Efesli şair Callinos gibi önemli kaynaklar, Hitit yazılı metinlerinde Apasas olarak geçen kentin Amazonlar tarafından kurulduğunu işaret ediyor.

Erken tunç çağından Helenistik döneme kadar her daim yerleşim merkezlerinden biri olan Efes’in Anadolu kavimleri ve Hititler’e de ev sahipliği yaptığı biliniyor.

Selçuk ilçesinde, Küçük Menderes nehrinin sularını boşalttığı körfezin yakınında kurulan kentin tarıma elverişli toprakları, Doğu’ya açılan ticaret yolunun başlangıcındaki liman kenti oluşu ve dini merkezlerden biri kabul edilmesi, Efes’in tarihte her dönem büyük ve önemli bir kent kimliği taşımasını sağlıyor.

Günümüzde hâlâ farklı dönemlere ait eserlere rastlamak mümkün olsa da Efes Antik Kenti’ndeki eserlerin büyük kısmı Büyük İskender döneminin izlerini taşıyor.

Efes’te görülmesi gereken yapılar

Antik kentin söz edilmesi gereken başlıca yapısı elbette ki dönemin yedi harikasından biri olarak anılan Artemis Tapınağı. Yapımı 120 yıl süren ve ihtişamlı görünümüyle bir sanat abidesi olan Artemis Tapınağı ne yazık ki günümüze ulaşabilmiş değil.

Hellenistik dönemde inşa edilen ve dönemin en büyük açık hava tiyatrosu olan Büyük Tiyatro, antik çağdaki en büyük kütüphanelerden biri olan Celsus Kütüphanesi, MÖ 3. yüzyılda çoktan kurulduğu bilinen Tetragonos Agora, geçmişi arkaik çağa kadar uzanan ve bugün hâlâ görenleri etkileyen Yamaçevler ve İmparator Hadrianus’u onurlandırmak için yapılan Hadrian Tapınağı antik kentin görülmesi gereken başlıca değerleri arasında yer alıyor.

Romalı Diktatör Sulla’nın torunu Gaius Memmius için yapılan Memmius Anıtı, İmparator Domitianus’a adanan Domitian Tapınağı, şehrin politik merkezini oluşturan Devlet Agorası, Panayır Dağı’nın eteklerinde konumlanan Stadyum ve MS 147 yılında hizmete açılan, şehrin sur duvarlarının yakınında yer alan Vedius Gymnazyumu da kentte saymakla bitmeyecek tarihi yapılar arasında.

Efes Antik Kenti’ni hakkıyla gezip görebilmek için girişte bir rehberden yardım almanızı öneririz.

Comments

No comment left, would you like to comment?

Click to comment ...