Agora Müze ve Sergi Evi

Konak / İzmir

Agora Müze ve Sergi Evi

Karşınızdaki yapı, Agora Müze ve Sergi Evi olarak hizmet vermek üzere yeniden işlevlendiriliyor. İnançsal gelenek içinde önemini koruyan 17. yüzyıla ait bu yapı, sembolik de olsa Sabetay Sevi ile ilişkilendiriliyor.
Peki kimdir Sabetay Sevi? Sabetay Sevi, 17. yüzyıl Osmanlı-Yahudi toplumunun en önemli simalarından biri. 1 Ağustos 1626 tarihinde İzmir'de doğan Sevi'nin doğum günü, Yahudi geleneğinde gelmesi beklenilen Mesih'in de doğum günü olarak belirtilmiş.
Sabetay Sevi, çocukluğundan itibaren kendini ilahiyata adayarak, zamanın önemli Yahudi âlimlerinden birisi olmuş. Yahudilerin Avrupa'da yoğun çaresizlik ve acı içinde olduğu ve kurtarıcı beklediği bir dönemde kendini Mesih ilan etmiş. Bunun üzerine 1650 yılında hahamlar kurulu tarafından İzmir'den kovulmuş. Uzun süre Selanik, İstanbul, Kahire ve Kudüs'te sürgünde yaşamış. Hahamların çoğunun karşı gelmesine rağmen, birkaç yılda sadece Osmanlı İmparatorluğu Yahudilerine değil, tüm Avrupa'ya düşüncelerini aşılamış. 1665'te İzmir'e döndüğünde büyük karışıklığa sebep olması nedeniyle, Osmanlı resmi makamları tarafından Gelibolu'ya getirilerek hapsedilmiş. Ölüm ya da İslam arasında tercih yapmaya zorlandığında Müslümanlığı seçmişse de inancına bağlı kalmayı gizlice sürdürmüş. Onu takip ederek Müslüman olan müritleri, Dönme veya Sabetayist olarak anılır. Sabetay Sevi'nin inancına bağlı kaldığı ve cemaatinin de onu izlediği anlaşılınca yeniden tutuklanarak sürgün edilmiş. Sevi, günümüzde Karadağ'ın sınırları içinde, Adriyatik kıyısında bulunan Ülgün'de 1676 yılında ölmüş.
Sevi'nin Kortejosu olarak anılan üç katlı evin bahçesi, avlusu ve manzaralı bir terası varmış. Sevi, İzmir'deyken zamanının çoğunu bu evde yalnız kalarak, sadece yakın müritleri ile görüşerek geçirmiş. Evin alt katları ikametgâh, üst katları ise ziyaretgah olarak kullanılırmış.
Sabetay Sevi'nin evi, 30 Kasım 1925 yılında Türbe ve Tekkeleri Kapatma Kanunu çıkarılana kadar ziyaretgah olarak kullanılmaya devam etmiş. Bu tarihten sonra bile, 1960'lara kadar müritleri buraya gelerek mum yakıp ibadet etmeyi sürdürmüşler.
2000'lerin başında ev tamamen terk edilmiş, yıkıntılar altında kalmış bir halde bulunmuş. Agora çalışmaları sırasında ev tescillenerek yıkılmaktan kurtarılmış. Ancak, evin avlusu ve etrafındaki evler, yani kortejo tamamen yıkılmış. Hiç kuşkusuz, evin 17. yüzyılda olduğu şeklin günümüze kadar korunması mümkün olmamış.
Restorasyon çalışmaları tamamlanan ana yapı, müze ve sergi evi, çağdaş malzeme ile ayağa kaldırılan müştemilat yapısı ise ziyaretçi bilgilendirme merkezi olarak kapılarını açacak

Comments

No comment left, would you like to comment?

Click to comment ...